top of page

Anlatıcı Türleri

Anlatıcı türleri, edebi eserlerdeki olayların ve karakterlerin sunuluş biçimini belirler ve okuyucunun metni algılayışını etkiler. İki temel anlatıcı türü, birinci kişi ve üçüncü kişi anlatıcıdır, her biri farklı perspektifler ve anlatım özellikleri sunar.

1. Birinci Kişi Ağzıyla Anlatım                                                

Bu anlatım türünde, anlatıcı hikayeyi kendi gözünden anlatır ve olaylara doğrudan dahildir. Kendi deneyimleri, düşünceleri ve hisleri üzerinden olayları aktarır. Anlatıcı, “ben” ya da “biz” zamirleri kullanarak olayları aktarır ve bu da okuyucuya hikayeye daha içsel bir bakış açısı sunar.

Örnek: "Bir sabah uyandığımda evin sakin olduğunu fark ettim. Merakla dışarı çıktım ve bahçede, güneşin ilk ışıklarında, annemin çiçeklerle uğraştığını gördüm. O sakinlik ve huzur dolu anı izlerken, çocukluğumun bu evde geçen günlerini hatırladım."

2. Üçüncü Kişi Ağzıyla Anlatım                                               

Üçüncü kişi anlatıcı, olayları dışarıdan bir gözlemci gibi anlatır ve genellikle “o” veya “onlar” zamirlerini kullanır. Bu anlatım türünde anlatıcı, olayları ve karakterleri dışardan betimler, okuyucuya geniş bir perspektif sunar ve farklı karakterlerin düşüncelerine ve hislerine giriş yapabilir.

Örnek: "Kasabanın eski yolları, geçmişin hikayelerini fısıldar gibiydi. Maria, her sabah olduğu gibi, pazar yerine doğru yürüyordu. Onun adımları, tarihle dolu taş döşemeler üzerinde hafifçe yankılanıyordu. Pazarın renkli tezgahları arasında dolaşırken, her bir satıcının yüzündeki yaşam mücadelesini okuyabiliyordu."

NOT: Her iki anlatım türü de edebiyatta sıkça kullanılır ve hikayeyi farklı açılardan sunma gücüne sahiptir. Birinci kişi anlatım, okuyucuyu karakterin iç dünyasına davet ederken, üçüncü kişi anlatım geniş bir perspektif sağlayarak olayların ve karakterlerin daha objektif bir sunumunu mümkün kılar.

bottom of page