Türkçe Defteri Forumu

Orjinalini görmek için tıklayınız: Metinler Kaçıncı Ağızdan Anlatılabilir
Şu anda (Arşiv) modunu görüntülemektesiniz. Orjinal Sürümü Görüntüle internal link
                                                   Metinler Kaçıncı Şahıs Ağzından Anlatılmıştır?
Metinlerde anlatım 2 şekilde olur:
1- Metinler 1. tekil şahıs ağzından anlatılabilir.
Peki, bu anlatım tarzının özelliği nedir?
Bu tip metinlerde olayı yaşayanlardan biri de metni anlatandır. Yani 1. tekil şahıstır. Yazar gördüklerini, yaşadıklarını metinde sırayla anlatır.
Bu tip metinlerde yüklemler 1. tekil şahsa veya 1. çoğul şahsa göre çekilir:
“geldik, gittik, oynadık, baktım, koştum veya gördük, bekledik, sorduk, yürüdük... gibi.”
Ayrıca iyelik ekleri 1. tekil veya 1. çoğul şahsına ait eklerdir.
“köyüm, köyümüzü, gidişim, bekleyişimiz, okulum, evimize, arkadaşımdan...”
 
2- Metinler 3. tekil şahıs ağzından anlatılabilir.
Bu tür metinlerde yazar olayı gören ve gözlemleyendir. Yazar olayın içinde yoktur, sadece gördüklerini sıralar.
Yüklemler ise 3. tekil  veya 3. çoğul şahsa göre çekilir.
“geldi, gitti, oynadı, baktı, koştu veya gördüler, beklediler, sordular, yürüdüler... gibi.”
Ayrıca iyelik ekleri 3. tekil veya 3. çoğul şahsına ait eklerdir.
“köyü, köylerini, gidişi, bekleyişleri, okulu, evlerine, arkadaşından...”
 
 ÖRNEK 1
Aşağıda verilen metin 1. tekil şahıs ağzından anlatılmıştır.
Verilen metinde 1. tekil şahsına ait  iyelik ekleri ve fiil şahıs eki almış kelimelerin altları çizilmiştir.
                                                                                Arkadaşa Yardım                            
    “Eyüp’te bir iplik fabrikasında  çalışan işçilerden birisi sınıf arkadaşımdı.  İşinden ayrılmış. Bir gün yanıma gelip para istedi. Ona bir tavsiye yazdım. “Al,  bunu götür, çalış, para kazan; ye... kimseden para isteme!”
dedim. Teşekkür etti. Ama gene yakamı bırakmadı.  “Bari iki kuruş verin,  şimdi ekmek alayım,  açlıktan ölüyorum.” dedi.   Az daha  verecektim. Kime acıyıp bir çalışma karşılığı olmaksızın yardım edersek, onun  azmini, iradesini  engelliyoruz demektir.”
                                                                                                                                             
 Aynı metnin 3. tekil şahıs ağzından anlatılması
“Eyüp’te bir iplik fabrikasında  çalışan işçilerden birisi sınıf arkadaşıydı.  İşinden ayrılmış. Bir gün yanına gelip para istedi. Ona bir tavsiye yazdı. “Al,  bunu götür, çalış, para kazan; ye... kimseden para isteme!”
dedi. Teşekkür etti. Ama gene yakasını bırakmadı.  “Bari iki kuruş verin,  şimdi ekmek alayım,  açlıktan ölüyorum.” dedi.   Az daha  verecekti. Kime acıyıp bir çalışma karşılığı olmaksızın yardım ederseler, onun  azmini, iradesini  engelliyorlar demektir.”
                                                                                                                                                 
 ÖRNEK 2
Metnin 1. tekil şahıs ağzından anlatılması
         Geçenlerde bir gün eve dönüyordum.Sıkça uğrayıp şeker aldığım dükkana girdim. Tezgahın önünde bir müşteri daha duruyordu. Dükkancı, şekeri kağıda koymak için kaşığını arayıp buldu, tartarak bana uzattı. Tam bu sırada yanımda bulunan diğer müşteri, çok tatlı ve kibar bir sesle:
                                                                                                                                                
Metnin 3. tekil şahıs ağzından anlatılması
Geçenlerde bir gün eve dönüyordu.Sıkça uğrayıp şeker aldığı dükkana girdi. Tezgahın önünde bir müşteri daha duruyordu. Dükkancı, şekeri kağıda koymak için kaşığını arayıp buldu, tartarak ona uzattı. Tam bu sırada yanında bulunan diğer müşteri, çok tatlı ve kibar bir sesle...
 
ÖRNEK 3
Metnin 1. tekil şahıs ağzından anlatılması
Geçen gün şiir defterimi karıştırıyordum. Fuzûli’nin bir beytini buldum. O beyti pek beğenmişim ki defterime yazmışım. Fuzūli Divanı’nı  da daha yeni okudum. Üç ay oldu olmadı. O beyti büsbütün unutmuşum. Neden? Çünkü güzel bir söz ama gerçekten konusu yok, gerçekten manası yok.
 
 Metnin 3. tekil şahıs ağzından anlatılması
Geçen gün şiir defterini karıştırıyordu. Fuzûli’nin bir beytini buldu. O beyti pek beğenmiş ki defterine yazmış. Fuzūli Divanı’nı  da daha yeni okudu. Üç ay oldu olmadı. O beyti büsbütün unutmuş. Neden? Çünkü güzel bir söz ama gerçekten konusu yok, gerçekten manası yok.